BKM 2026’YA DAMGA VURACAK STADYUM KONSERİNİ DUYURDU:
60 YILLIK EFSANE GRUP SCORPIONS 24 HAZİRAN 2026’DA TÜRKİYE’DE!
Biletler; 14 Ocak Çarşamba günü saat 14.00’te, yalnızca Scorpions fan kulüp üyelerine özel ön satışa açılacak. Ön satışa yalnızca fan kulüp üyeleri katılabilir.
Üyelik ve erişim detayları için: https://www.the-scorpionscommunity.com/
Genel satışa ise 15 Ocak Perşembe günü saat 14.00’te açılacak.
Rock tarihinin 60 yıllık dev efsanesi SCORPIONS, BKM Organizasyonu ile 2026’nın en büyük stadyum konseri için İstanbul’a geliyor! Milyonlara ilham veren zamansız hitleri, kusursuz sahne enerjisi ve büyük prodüksiyonuyla grup, 24 Haziran 2026’da Beşiktaş Tüpraş Stadyumu’nda tarihi bir geceye imza atacak.
BKM, bu yıl da dünya sahnesinin en güçlü isimlerini Türkiye’de müzikseverlerle buluşturmaya devam ediyor ve küresel arenada yıllara meydan okumuş efsane grup Scorpions’ın 60 yıllık mirasını kutlayacak bu özel stadyum konserini duyurmaktan büyük mutluluk duyuyor.
KÜRESEL ROCK’IN KÜLT MİRASI
1965’te Hannover, Almanya’da kurulan Scorpions, bugün 100 milyonun üzerinde albüm satışı ve dört büyük pazarda 22 milyonun üzerinde onaylı satış ile Avrupa’nın en başarılı rock grubu olarak kabul ediliyor. Grup; World Music Award, Echo Award ve Hollywood RockWalk of Fame yıldızı dahil uluslararası prestije sahip birçok ödülün sahibi. “Wind of Change”, “Still Loving You”, “Rock You Like a Hurricane” ve “No One Like You” gibi dünya çapında marşlara dönüşmüş hitleri; uluslararası listelerdeki başarıları ve küresel rock kültürüne bıraktıkları güçlü iz ile Scorpions’ı altmış yıllık bir müzikal ikona dönüştürdü.
Coming Home — 60 Years of Scorpions turnesi, grubun altmış yıllık yolculuğunun dönüm noktalarını, unutulmaz hitlerini ve yıllara meydan okuyan sahne enerjisini bir araya getiren büyük bir kutlama gecesi sunarken; 24 Haziran’da Beşiktaş Tüpraş Stadyumu, Scorpions mirasının kutlandığı unutulmaz bir stadyum deneyimine ev sahipliği yapacak.
Scorpions’un 60 yıllık mirasını kutlamak için bu tarihi stadyum konserini kaçırmayın.
Javier Bardem, 1 Mart 1969’da İspanya’nın Las Palmas de Gran Canaria kentinde doğdu. İlk filmi olan The Ages of Lulu’da annesi Pilar Bardem ile birlikte rol aldı. Filmin yönetmeni Bigas Luna, Bardem’e daha sonra Jamón Jamón’da başrol verdi; filmde Bardem, Penélope Cruz ile karşılıklı oynadı. Ardından Golden Balls geldi.
2000 yılında Julian Schnabel’ın filmi Before Night Falls’ta Kübalı şair Reinaldo Arenas’ı canlandırdı. The Sea Inside’da kuadriplejik Ramón Sampedro’yu, Alejandro González Iñárritu imzalı Biutiful’da kanserle mücadele eden bir adamı oynadı.
İngilizce konuşulan ilk rolünü, John Malkovich’in yönettiği The Dancer Upstairs ile aldı. Giovanna Mezzogiorno ile birlikte, Mike Newell’in yönettiği ve Gabriel García Márquez’in 1985 tarihli romanından uyarlanan Love in the Time of Cholera’da rol aldı. Tommy Lee Jones ile No Country for Old Men’de, Penélope Cruz ve Scarlett Johansson ile Vicky Cristina Barcelona’da kamera karşısına geçti; filmin yönetmeni Woody Allen’dı.
Johnny Depp ile birlikte Pirates of the Caribbean: Dead Men Tell No Tales’ta bir hayaleti canlandırdı. Darren Aronofsky’nin Mother!’ında yazar ve yaratıcı karakterini oynadı; filmde anne Dünya’yı Jennifer Lawrence temsil ediyordu. Asghar Farhadi’nin Everybody Knows’unda Penélope Cruz ile birlikte İspanyolca oynadı. Fernando León de Aranoa tarafından İngilizce çekilen Loving Pablo ve İspanyolca çekilen The Good Boss’ta yönetildi.
Denis Villeneuve’ün, Frank Herbert’in 1965 tarihli romanından uyarladığı Dune ve Dune: Part Two’da Fremenlerin lideri Stilgar’ı canlandırdı. Aaron Sorkin’in yazıp yönettiği Being the Ricardos’ta ise Desi Arnaz’ı oynadı; filmde Lucille Ball karakterine Nicole Kidman hayat verdi.
Dizi 1980'li yıllarda New York eyaletine bağlı bir liman kasabası olan Montauk'ta geçmektedir. Genç bir çocuk gizemli bir şekilde ortadan kaybolur. Ailesi, arkadaşları ve yerel polisler çocuğun ortadan kaybolması ile ilgili kapsamlı bir soruşturma başlatarak gerçeği açığa çıkartmaya çalışırlar. Olayın soruşturması derinleştikçe gizli hükümet deneylerinin yapıldığı olağanüstü bir gizemin içine çekilirler. Annesi (Winona Ryder) çocuğunu alabilmek için korkunç doğaüstü güçlerle yüzleşmek zorundadır. Aktör David Harbour kasabanın şerifi olarak dizide rol almaktadır.
Fransız elektropop grubu Tapeworms'ün ikinci albümü "Grand Voyage", 2020'deki ilk albümleri "Funtastic"in devamı niteliğinde. Zaten özgün olan grup, bu albümde daha da deneysel bir yaklaşım sergiliyor. Önceki albümde de elektronik öğeler bulunmasına rağmen, "Funtastic"te shoegaze etkisi oldukça belirgin. "Grand Voyage"ı tanımlamak ise daha zor.
Annette Peacock, müziğe deneysel ve avangart yaklaşımıyla tanınan yenilikçi bir Amerikalı besteci, şarkıcı ve piyanisttir. Çalışmaları caz, rock, elektronik müzik ve avangart öğeleri bir araya getirir; geleneksel türlerin sınırlarını sürekli olarak zorlar.
Elektroniğin öncü kullanımı: Moog synthesizer ile denemeler yapan ilk sanatçılardan biridir. Bu enstrümanı sesiyle bütünleştirerek özgün dokular ve efektler yaratmıştır.
Samimi ve ifade gücü yüksek vokal tarzı: Yumuşak ve duyusal sesi, içe dönük ve şiirsel sözlerle birleşir.
Alışılmadık besteler: Müziği çoğu zaman açık yapılar ve minimalist sesler içerir; ham duyguları ve felsefi temaları araştırır.
YUNGBLUD, İngiltere’nin kuzeyinin sert ve kirli atmosferinden çıkıp gelen, ham enerjisi ve düşündüren sözleriyle dikkat çeken bir isim. Alternatif rock’ta kendine özgü bir karışım yarattı; şiirsellik, akılda kalan gitar hook’ları ve break beat’ler, pop kültürde iz bırakma konusunda gözü kara bir kararlılıkla bir araya geliyor.
Tehlikeli derecede çekici, sarsıcı ölçüde cesur ama duygusal olarak yere sağlam basan YUNGBLUD, dinleyicisinin ortasına adeta bir el bombası bırakıyor ve zihninde kalıcı bir iz bırakmadan sahneden inmiyor.
Rock müziğin asi ruhu, edebiyatın güçlü sesi ve aktivizmin öncü ismi Patti Smith, yıllar sonra İstanbul’da sahne alıyor. 17 Mayıs 2026 tarihinde Bonus Parkorman’da Stagepass organizasyonuyla gerçekleşecek bu özel konser, sanatçının hayranları için adeta tarihi bir buluşma niteliğinde olacak. Biletler 10 Aralık Çarşamba günü satışa çıkıyor.
Yarım asra yaklaşan etkileyici kariyeriyle hem müzik hem de edebiyat dünyasında çığır açan Patti Smith, İstanbul’a Patti Smith Quartet ile birlikte geliyor. Gecede sanatçının kült albümlerinden klasikleşmiş şarkılarının yanı sıra, şiirsel performanslarından özel seçkiler de yer alacak. “Because the Night”, “People Have the Power” gibi kuşaklar ötesi marşlarla sahneyi dolduracak olan Smith, dinleyicilerine hafızalardan silinmeyecek bir deneyim yaşatacak.
Smith’e sahnede eşlik edecek olan Patti Smith Quartet; efsanevi gitarist Lenny Kaye, uzun soluklu davulcusu Jay Dee Daugherty, bas ve klavyede Tony Shanahan ve gitarist Jackson Smith’ten oluşuyor. Bu özel ekip, Patti Smith’in yaratıcı enerjisini ve müzikal gücünü İstanbul sahnesine taşıyacak.
Müziğiyle Morrissey, Nirvana, Madonna gibi ikonlara ilham veren Patti Smith; Taylor Swift, Florence Welch ve Dua Lipa gibi günümüz sanatçıları için hala bir esin kaynağı olmayı sürdürüyor. Bonus Parkorman’daki bu özel konser, hem geçmişi hem bugünü kucaklayan bir sahne performansına ev sahipliği yapacak.
İngiliz alternatif rock sahnesinin kült temsilcilerinden Wolf Alice, merakla beklenen dördüncü stüdyo albümleri The Clearing kapsamında çıktıkları dünya turnesiyle ilk kez İstanbul’a geliyor. Grup, 15 Temmuz 2026 akşamı Epifoni organizasyonuyla KüçükÇiftlik Park’ta sahne alacak.
İkonik İngiliz indie rock grubu Wolf Alice İstanbul’da
Tom Morello yapımcılığında; Beck, Chad Smith, Alex Kapranos, Sergio Pizzorno ve daha nicesiyle birlikte yaratılan 8 parçalık saf bir Rock’N’Roll kutlaması.
3 kez GRAMMY Ödülü sahibi Fantastic Negrito, merakla beklenen yeni albümü Son of a Broken Man'i 18 Ekim 2024'te kendi plak şirketi Storefront Records aracılığıyla yayınladı.
Dylan Triplett, St. Louis'li, blues ve soul müziğinde yetenekli bir genç yetenek. Müziğe dokuz yaşında başladı ve 2016'nın sonlarından itibaren Carolyn Mason ile birlikte şarkı söylemeye başlayarak profesyonel olarak sahne alıyor. Hem ABD'de hem de yurt dışında birçok önemli sahnede performans sergiledi.
'Driving Home for Christmas' ve ' The Road to Hell ' şarkılarının yorumcusu Chris Rea, 74 yaşında hayatını kaybetti. Rea'nın ailesi, ölümünü 22 Aralık Pazartesi günü duyurdu.
The Offspring yeniden İstanbul’da
The Offspring, 4 Eylül 2005’te Rock n Coke sahnesinde İstanbul’u ateşe vermişti. Aradan tam yirmi yıl geçti ve grup 10 Temmuz 2026’da yeniden İstanbul’da olacak.
Yirmi yıllık bu dönüş, hem rock severler için nostaljik bir buluşma hem de yeni nesil dinleyiciler için canlı canlı deneyim fırsatı gibi duruyor.
Of Monsters and Men (OMAM), 2011'deki çıkış albümleri My Head Is an Animal ile Reykjavik'ten dünya sahnesine çıktı ve o zamandan beri Spotify'da 1 milyar dinlenmeyi aşan bir neslin tanımlayıcı marşı olan hit teklileri "Little Talks" ile uluslararası alanda tanındı.
İngiliz yazar-yönetmen Edgar Wright'ın oldukça önemli bir hayran kitlesi var ve ben de kendimi bu hayran kitlesinin bir parçası olarak görüyorum. Cornetto üçlemesinin ilk filmi olan ikinci uzun metrajlı filmi Shaun of the Dead ile sahneye çıktığından beri Wright, kendine özgü komedi tarzı ve filmlerinin komik derecede hızlı ve/veya hassas kurguları veya filmlerin bazen müzikle olağanüstü bir şekilde eşleştirilme biçimiyle öne çıkmasını sağlayan kendine özgü görsel yaratıcılığıyla büyük övgüler aldı; Baby Driver bunun en iyi örneği. Yönetmen olarak son çabası, Stephen King'in (bir takma adla yazılmış) bilimkurgu romanı The Running Man'in uyarlaması . Bu roman daha önce Arnold Schwarzenegger bilimkurgu aksiyon filmine uyarlanmıştı (zamanının bir ürünü olmasına rağmen, kendine özgü anları var ve Richard Dawson'dan çok iyi bir performans). Neden tekrar beyazperdeye aktarıldığını tamamen anlayabildiğim bir hikaye, çünkü o Schwarzenegger filmi daha da geliştirilebilir. Wright bu meydan okumayı başarıyor mu? Sanırım çoğunlukla başarıyor, ama düşündüğüm kadar değil. Bu, Wright'ın bilindiği filmler kadar akıcı bir film değil.
'Dopamin': Robyn Büyük Soluk Bir Şarkıyla Geri Dönüyor
İsveçli şarkıcı Robyn, son parçası 'Dopamine'de elektro-pop ritimlerini harmanlayarak karmaşık duyguları keşfederken cevapları arıyor.
Alewya, 'Night Drive'da Cesur Bir Bakış Açısıyla Yalnız Görselleri Paylaşıyor
Alewya'nın son albümü 'Night Drive', geçici anlara kalıcı bir etki katıyor. Şarkıda Dagmawit Ameha da yer alıyor.
Londra merkezli İngiliz R&B sanatçısı Monifé, neden öncü bir yıldız olduğunu gösteriyor. Likkle Jay prodüktörlüğünde yayınlanan yeni teklisi 'Concrete', büyük bir hit olmayı bekliyor.
Yükselen Sanatçı Kloyd, Son Parçası 'Girl'de Ruhla Yazıyor
Yorkshire doğumlu alternatif sanatçı Kloyd, yeni parçası Girl'de aşk ve hayata dair duygu dolu, içten bir müzik sunuyor.
Müziği dolu dolu yaşamak için 0 Müzik sizlerle! Her tarzı kucaklayan içerikler, konser ve festival haberleriyle müzik sahnesinin nabzını tutuyoruz.%100 Music %100 Music
1980’ler ve 90’larda White Zombie ile yükselen Rob Zombie, müzik kadar sinemada da iz bırakan bir figür. House of 1000 Corpses, The Devil’s Rejects, Halloween ve The Munsters derken yönetmenlik kariyeri de en az müziği kadar konuşuldu. Ancak Zombie, The Munstersın ardından bir süreliğine sinemaya ara verdi ve odağını yeniden tamamen müziğe çevirdi.
Grup kadrosunda da son yıllarda önemli değişiklikler yaşandı:
Mötley Crüe’ye geçen John 5’ın yerine gitar koltuğuna yıllar sonra Mike Riggs döndü.
18 yıllık basçı Matt “Piggy D.” Montgomery ayrıldı; yerini 1997–2006 döneminden hatırladığımız Rob “Blasko” Nicholson aldı.
Rob Zombie’nin önceki albümü The Lunar Injection Kool Aid Eclipse Conspiracy 2021’de yayımlanmış ve ABD listelerinde Top 10’a girmişti. The Great Satan ise hem kadro değişimleri hem de müzikal dönüşlerle merakla bekleniyor.
Diane Warren: Relentless, bir müzik kuşağının tamamını şekillendiren eşsiz bir dahinin portresini ortaya koyan çığır açıcı bir belgesel. Cher, Beyoncé, Taylor Swift, Celine Dion, Lady Gaga, Whitney Houston, Britney Spears ve Aerosmith gibi ikonik isimler için 400’ün üzerinde şarkı yazmış olan Diane Warren, müzik dünyasının en büyükleri arasında özel bir yere sahip. Bu belgesel, onun şimdiye kadar anlatılmamış hikâyesini gözler önüne seriyor.